Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog


"HOŞGELDİNİZ"

Tanım

dini bilgiler


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler

Kategori yok

SABIR ACIDIR MEYVESİ TATLIDIR

Sabır acıdır meyvesi tatlıdır


                                                          
 

 

layout for myspace

3/5/2007 - BERAT KANDİLİMİZ MÜBAREK OLSUN

Berat Gecesi ibadeti
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
"Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ'da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid'at bile olduğunu ifade eder.

Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/3/2007 - evlenilecek kadın

img154/7514/gluq3.jpg

 

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws   www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws   www.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.ws   www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

 

1/9/2007 - EVLENİLECEK KADIN

EVLENİLECEK KADIN

Meşhur Kadı Şüreyh'e bir gün delikanlının biri gelerek, kendisiyle özel olarak görüşmek istediğini söyledi. Kadı Şüreyh bu delikanlının isteğini kırmadı ve onunla görüşmeyi kabul etti. O genç, evlenmek istediğini; fakat evleneceği kadının tahsil görmüş ve şehirli olmasını arzu ettiğini söyledi. Fakat, yine de bu konuda tavsiyelerde bulunmasını istedi.

Bunun üzerine Kadı Şüreyh, eş seçiminin önemli olduğunu, eş tercihinde bulunurken Resûlullah'ın bu konudaki tavsiyesinin "dindar olanının tercih edilmesi" biçiminde olduğunu söyledi. Ayrıca seçilen eşin, aile yapısının ve aileden gördüğü İslâm terbiyesinin de önemini belirterek, kendi başından geçen evliliği şöyle anlattı:

"Henüz gençtim ve evlenme vaktim de gelmişti. Bir gün Benî Mahzun kabilesinin çadırlarının önünden geçerken orada bir kız gördüm. Onu beğendim ve ona tâlip oldum. Kızın babası hakkımda kısa bir araştırma yaparak, benimle alâkalı malûmatı edindikten sonra, hemen razı oldu ve: "Bu hayırlı işi uzatmaya hiç gerek yok; bir an önce gerekli muameleyi bitirelim." dedi.

Çok kısa bir zaman içinde nikâh, düğün derken evlilik hayatına böylece girmiş olduk. Fakat çok geçmeden beni bir pişmanlık aldı. Çünkü "Aldığım bir köylü kızı; üstelik tahsil de görmemiş. Acaba ben bununla huzurlu bir şekilde geçinebilir miyim?" diye düşünüyor ve verdiğim böyle bir karardan dolayı da bazı tereddütler taşıyordum.

Bende böyle düşünceler hâsıl olduktan kısa bir süre sonra bir gün eşim bana şu sözleri söyledi:

"Efendi! Sen âlim ve şöhret sahibi bir kimse imişsin. Ben ise yaylalarda gezen, şehir hayatından pek anlamayan bir köylü kızıyım. Aslında sen kendi hayatına daha uygun bir evlilik yapabilir, ben de kendime göre bir hayat kurabilirdim. Lâkin takdir-i ilâhî böyle imiş. Kader bizim yolumuzu birleştirdi. Mevlâ Teâlâ Hazretleri, benim gibi tahsili olmayan bir köylü kızını, senin gibi şöhretli bir âlime nasip etti. Durum böyle olunca, şimdi sen bana benden istediklerini ve benim bilmediğim tarafları anlat ki, ben onlara dikkat edeyim de seni üzmeyeyim. Meselâ; senin evine benim sülâlemden kimler gelebilir? Senin akrabalarından kimleri misafirliğe alayım, kimleri kabul etmeyip onlara karşı soğuk davranarak eve gelmelerine mani olayım?" dedi.

Tabiî ben eşimden kendisinden hiç beklemediğim bir olgunlukla söylediği bu sözleri duyunca çok şaşırdım ve bu anlayışı karşısında onun hakkında düşündüklerimden dolayı pişman oldum. Onun bu sözleri üzerine ona dedim ki:

"Ey Hatun! Sen bana öyle şeyler söylüyorsun ki, şayet bu dediklerini hakkıyla yapabilirsen beni bahtiyar edersin." Dedikten sonra, evime kimlerin gelmesini arzu ettiğimi ve hangi şahısların gelmemesi gerektiğini, ondan beklentilerimin neler olduğunu uygun bir lisanla kendisine söyledim.

Eşim söylediklerimi harfiyen yerine getirdi; böylece son derece mutlu ve huzur içinde yaşadım. Bir zaman sonra fetva dairesinden eve döndüğümde evimizde bir misafir hanım vardı. Son derece mütesettire olan bu hanım misafirin kim olduğunu sorduğumda eşim, annesi olduğunu söyledi. Kayın validem olduğunu öğrenince ona karşı elimden gelen saygı ve hürmeti esirgemedim. En iyi şekilde ağırlamaya gayret gösterdim. Sohbet esnasında bir ara kayın validem bana:

- Oğlum! Hanımından bir şikâyetin var mı, ondan memnun musun? diye sordu. Ben:

- Allah sizden razı olsun, kızınızdan çok memnunum. Bu zamana kadar kendisinden hiç bir şikâyetim olmadı, diyerek memnuniyetimi izhar ettim. Bunun üzerine kayın validem şunları söyledi:

- Oğlum! Kızımdan tabiî ki memnun olacaksın. Çünkü biz onu cennette büyüttük. Resûlullah (sav) müslümanın evinin cennet olduğunu haber vermedi mi? İşte bizim evimiz de Resûlullah'ın bildirdiği gibi bir cennetti. Kızımıza Kur'an ahlâkından başka bir şey öğretmedik. Fakat sana tavsiyem şudur ki, yine de sen hanımının üzerindeki otoriteni eksik etme! Çünkü kadınlar iki sebepten hemen şımarıverirler. Birincisi, ona olan sevgini yüzüne söylediğinde, ikincisi ise, bir hayırlı evlat dünyaya getirdiklerinde...

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/2/2007 - hayata bakışımız

Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın. Fırtınanın gözünde (karmaşanın ortasındaki sükûnet noktasında) bulunmaya çalışın. Sahip olmak istediğiniz şeyleri değil, elde etmiş olduklarınızı düşünün. Dostlarınızdan ve ailenizden bir şeyler öğrenmeye açık olun. Bulunduğunuz konumdan mutlu olmaya bakın. Hizmet vermeyi yaşamınızın değişmez bir parçası haline getirin. Bir iyilik yapın ve karşılığını ne isteyin ne de bekleyin. Varlığınızı bir bütün olarak kabullenin. Başkalarını suçlamayı bırakın.
Unutmayın: Bundan yüz yıl sonra dünyada bambaşka insanlar olacak. Sorunlarınıza bakışınızı değiştirin. Bir tartışmaya girecek olursanız, kendi görüşünüzü savunmadan önce karşı tarafın savını anlamaya çalışın.
Duygularınıza kulak verin; size bir şey söylemeye çalışıyorlar. Yaşamınızı sevgiyle doldurun. Kendi düşüncelerinizin gücünü bilin. “Daha fazlası daha iyidir“ diye düşünmekten vazgeçin.

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/3/2007- SEN BİR KIZINI VERMEZSİN DE..

 

SEN BİR KIZINI VERMEZSİN DE..
Kufe'de bir adam üçüncü Halife Hz. Osman için "Yahudiymiş" diye tutturmuştu. Herkes bunun asılsız olduğunu, imkansız olduğunu söylüyor ama adam bir türlü ikna olmuyordu. Bu konu İmam-ı Azam'a da duyuruldu. "Adamı bu saçma inancından kimse caydıramadı, sununla bir de siz görüşseniz" dendi. "Hay hay" dedi İmam-ı Azam, bir akşam bu kıza dünürlüğe diye adamın evine gitti. Dereden tepeden konuştuktan sonra sözü esasa getirdi:

- Biz Allah'ın emri, Peygamberin kavliyle kızına dünür geldik.

- Kime istiyorsunuz kızımı, öğrenebilir miyim?

- Kızını istediğimiz kimse son derece ahlâklı, dürüst çok zengin ve alabildiğine cömert, Kur'an'ı ezbere biliyor ve sürekli okuyor... (Bunların hepsi Hz. Osman'ın nitelikleri)

Adam sözünü kesti:

- Yeter, bunlardan bir tanesi bile kızımı vermek için yeterli meziyettir.

- Ama bu damat adayının bir kusuru var, kendisi Yahudi.

-Adam parladı:

- Nasıl olur, benim kızımı bir Yahudiye istersiniz?

İmam-ı Azam için artık taşı gediğine koymanın zamanı gelmişti:

- Sen bir kızını yahudiye vermezsin de Hz. Peygamber iki kızını birden bir Yahudiye nasıl verir? deyince adamın artık bir inat ve itiraza mecali kalmadı, bilinen gerçeği kabul etti.

(Hz. Osman peygamberimizin damadıydı, önce bir kızıyla evlenmiş, o ölünce diğer bir kızıyla evlenmişti. Bunun için Hz. Osman'a "Zi'nNureyn'' (İki nur sahibi) denmiştir

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/3/2007- namaz kılmayanların cezası

NAMAZ KILMAYANLARIN CEZASI

Kategori: Oku ve Dusun


1) SABAH NAMAZINI KILMAYANIN: Yüzünde nur kalmaz
2) ÖĞLE NAMAZINI KILMAYANIN: Rızkından bereketi kaldırılır
3) İKİNDİ NAMAZINI KILMAYANIN: Vücudunda kuvvet olmaz
4) AKŞAM NAMAZINI KILMAYAN: Evladının hayrını göremez
5) YATSI NAMAZINI KILMAYAN: Uykusunda rahat edemez

1) DÜNYADAKİ CEZASI

*Ömrü kısalır
*Salihlerin ( nur) simasını yüzünden siler
*Yaptığı hiç bir amele sevap vermez
*Duası Allah katına çıkmaz
*Dünyadaki bütün mahlukat ona buğuz eder
*Salihlerin duasından nasibini alamaz

2) ÖLÜR İKEN

*Zelil olarak ölür
*Aç olarak ölür
*Susamış olarak ölür ( ne kadar içerse içsin susuzluğunu gideremez)

3) KABİRDE

*Allah kabrini daraltır. (kaburgaları birbirine girer)
*Kabrinde ateş yanar
*Allah ona yılan musallat eder ki kiyamete kadar ona eşlik ederek (vurarak) kıyamete kadar azap eder

4) KIYAMETTE

*Allah ona yüzünün üzerinde sürünerek mulat eder ceheneme kadar
*Allah ona gazapla bakarak ki yüzünün eti eriyip gider
*Allah onu en küçük günahlardan bile hesaba ceker, af etmez

PEYGAMBER EFENDİMİZ S.A.V.S:
"Namazdan alı koyan işlere Allah bereket vermesin" diye beddua etmiştir


Tarih: 16:45, 5/5/2007
Yorum (0) | Bağlantı

EN GÜZEL DUA'LAR

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws     www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws   www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

EN GÜZEL DUALAR

  1. Ey mutlak egemenlik sahibi Allah'ım Sen egemenliği dilediğine verirsin ,dilediğinden alırsın;dilediğini yüceltirsin,dilediğini alçaltırsın.Bütün iyilikler Senin elindedir.Doğrusu Sen istediğini yapmaya Kadirsin.   Al-i İmran suresi, 3/26                                                                                                                                                       
  2.    Kim,"La ilahe illallahu vahdehu la şerikeleh lehül mülkü ve lehül hamdu ve hüve ala külli şeyin kadir" duasını günde yüz kez söylerse,kendisine on köle özgür bırakmış gibi sevap yazılır,ayrıca yüz günahı da silinir.Bu ayrıca,onu,akşama Kadar şeytana uymaktan korur.Bundan daha fazlasını hiçbir kimse,o kimseninkinden daha yararlı bir eylem yapmış olamaz.Kim de,günde yüz kez,"Sübhanallahi ve bihamdihi"derse hataları dökülür,hatta denizin köpükleri kadar çok olsa bile. Hz.Muhammed (asm)(Kütüb-i Sitte muhtasarı,7 cilt.sh,128)                      
  3.   Allah'ım,Dünya ve ahirete ait işlerimde senden af ve afiyet isterim.Allah'ım,Dinim,dünyam,ailem ve malım hakkında senden af ve afiyet dilerim.Allah'ım,Kusurlarımı ört,beni korktuklarımdan emin kıl.Allah'ım,Önümden,arkamdan,sağımdan , solumdan ve üstümden gelecek kötülüklerden beni koru.Altımdan gelecek kötülüklerden de Senin azametine,büyüklüğüne sığınırım.Her yönden gelecek kötülüklerden beni koru Allah'ım. Hz.Muhammed (asm) (Müslim,buhari)                                                                                                       
  4.      Allah'ım,yararsız bilgiden,korkusuz kalpten,kabul olmayacak yakarıştan ve doymak bilmeyen nefisten sana sığınırım. şiddetli acı veren açlıktan ve kötü bir huy olan hainlikten,tembellik,cimrilik ve yaşlılıktan Sana sığınırım.Deccal'ın fitnesinden Sana sığınırım.Hayatın ve ölümün kötülüklerinden Sana sığınırım.Hz.Muhammed

 

 

 

 

 

 

 

 

.....YOLUNU YOLSUZ BULANLARDAN DEĞİL....HAKKINI HAKKIYLA ALANLARDAN OL.....


Tarih: 16:43, 5/5/2007
Yorum (0) | Bağlantı

İletişim Formu



Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog


 

İletişim Formu

:
:
:

\n"; $header .= "Content-Type: text/html; charset=windows-1254"; $gonder = "
İsim: $isim
Mail Adresi: $email
Konu: $konu
Mesajı: $mesaj

 

"; $sent = mail($kime, $konu, $gonder, $header); if($sent) {print "Mesajınız Gönderildi!"; } else {print "Mesajınız Gönderilemedi!"; } } ?>  

DevBilişim